Gitmeden önce bilmen gereken hikâye
Cizre Kalesi bugün bütünüyle ayakta bir anıt değil; tam tersine, kaybolan ve kalan bölümleri birlikte okuyarak kentin geçmişini anlamayı gerektiren bir arkeolojik-tarihî alandır. Dicle kıyısındaki yapı iç ve dış kale olmak üzere iki ana bölümden oluşur. Surların önemli kısmı zamanla yok olmuş, güney kesimdeki parçalar ve kazılardan gelen buluntular kalenin ölçeğine dair ipuçlarını korumuştur. Yakın dönem kullanımı da kalenin hikâyesinin parçasıdır. Alan uzun süre askerî amaçla kullanılmış, daha sonra restorasyon ve arkeolojik çalışmalarla yeniden ele alınmıştır. Bu nedenle ziyaret sırasında ‘tamamlanmış’ bir müze deneyiminden çok, Cizre’nin savunma topografyasını ve Dicle ile kurduğu ilişkiyi okumaya odaklanmak gerekir.
Cizre’nin tarihî merkezini yalnız cami, medrese ve türbeler üzerinden değil savunma yapısı ve Dicle kıyısı üzerinden de anlamak, kentin stratejik konumunu yerinde görmek için.
